Bismarck
- Bilge Çağın
- 26 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan Versay Antlaşması'nın öne çıkan maddelerinden biri, Almanların savaş gemisi tasarımlarını fazlasıyla kısıtlıyordu. İlk başta buna uygun bir dizayn geliştirmeye çalışsalar da Hitler’in ipleri ele almasıyla 1935 yılında Alman Donanması olan Kriegsmarine’e ait, en güçlü savaş gemisi Bismarck’ın inşası başladı. Gemi, adını o dönem Alman birliğini sağlamış ve imparatorluğu çok daha güçlü bir konuma getirmiş olan Otto von Bismarck’tan almıştır.

35 bin tonluk sınırı aşarak 45 bin tona ulaşan, tam yüklü haliyle 50 bin tonu bulan gemi; 36 metre genişliği ve 250 metre uzunluğuyla döneminin Avrupa'sında inşa edilen en büyük savaş gemisiydi. Büyük olmasına karşın tasarımıyla ilgili anlaşmazlıklar da yaratan bir gemiydi; Birinci Dünya Savaşı teknolojisinden ileri gidemediği ve çağının gerisinde kaldığı yönünde eleştirilere maruz kalmıştı. Yine de mühendisliği başarılı olmuş olacak ki bu denli ağır ve büyük olmasına rağmen hızı 56 km/saate kadar çıkabiliyordu. Toplar ve uçaksavarlarla donatılmış olan Bismarck, aynı zamanda 4 adet keşif uçağına da sahipti. Zırh yapısı ise Bismarck’a “batırılmaz” unvanını kazandırmıştı. Almanlar Bismarck’ı yaparken çatışacakları bölgenin puslu ve sisli hava koşullarını düşünmüşlerdi. Bu koşullarda uzun menzilli atışların yapılması mümkün gözükmediğinden, gemi tam da bu durum göz önüne alınarak donatılmıştı.

Bismarck, 2000 kişinin üzerindeki mürettebatıyla 1941 baharında ilk ve son büyük görevi olan Rheinübung Harekatı'na; Prinz Eugen, 2 adet destroyer ve mayın gemileriyle çıktı. Temel amaç Atlantik’te üstünlük sağlamak, İngiltere’nin donanma gücünü kırmak ve Atlas Okyanusu'na çıkarak İngiliz ticaret donanmasını felç etmekti. İngiltere ise Almanların Atlantik Okyanusu’na çıkmasına engel olmak amacıyla düzenli keşif uçuşlarında bulunuyordu. 18 Mayıs tarihinde Gotenhafen Limanı'ndan ayrılan Bismarck, 19 Mayıs’ta kendinden bir gün önce gönderilmiş olan Prinz Eugen ile Norveç kıyılarında buluştu. Çok geçmeden, 23 Mayıs’ta bu iki geminin yeri İngiliz kruvazörleri tarafından tespit edildi.

24 Mayıs tarihinde Danimarka Boğazı'nda; Kraliyet Donanması'nın adeta prestij kaynağı ve gururu olan Hood ve Prince of Wales gemileri onları karşıladı. İngilizler, diğer gemi kuvvetlerini beklemeden Bismarck’a ateş açtılar. Ancak Bismarck sandıkları gemi Prinz Eugen çıkmıştı ve bu hata onlara pahalıya patlayacaktı. HMS Hood bir savaş kruvazörüydü; yani herhangi bir zırhlıdan çok daha hızlıydı ancak bunu sağlamak için ağırlığı düşürmek gerekiyordu. Tasarrufun yapıldığı nokta ise zırhtı. Bunun da üstüne, uzun mesafeden atılan merminin bir kavis çizerek hedefe inmesi, Hood’un zayıf güverte zırhının dike yakın bir açıyla vurulmasına neden oldu. Bismarck, HMS Hood’u sadece üç atışla batırmayı başardı. Bismarck’ın mermileri Hood’un cephaneliğinin kolayca delinmesine sebep olmuştu. Bu isabetle gerçekleşen patlama, Prince of Wales gemisindeki mürettebatın bile fazlasıyla sarsılmasını sağladı. Hood adeta ikiye ayrılmıştı ve denizin derinliklerine doğru batıyordu; 1418 kişilik mürettebattan sadece üç asker kurtulmayı başardı. Bu, Kraliyet gemisinin tek bir gemiden aldığı en büyük hasardı.

Prince of Wales, Bismarck ile savaşa devam etse de atışları pek etkili sayılmazdı. Karşılığında Bismarck, Prince of Wales’i batıramamış olsa da ona uzun süre savaşa katılamayacak düzeyde hasar vermişti. Kraliyetin gururu, İngiliz deniz kuvvetlerinin sembolü Hood’un batırılma haberi ile Winston Churchill’den o ünlü emir geldi: “Bismarck’ı batırın!”. Bu emir üzerine İngiliz Amiralliği neredeyse bütün savaş gemilerini Bismarck’ı takip etmek ve avlamak için görevlendirdi.

Fransa kıyılarına doğru yol alan Prinz Eugen ile Bismarck’ın izleri sürülüyordu. 24 Mayıs’ta Prinz Eugen’in kaçabilmesi için Bismarck ani bir manevra yaptı. Görevini başarıyla bitirmesi artık imkânsız görünen Bismarck, kalan yakıtıyla limana doğru gitmeye odaklanmıştı ki İngiliz gemileri onu yakaladı. Başta iyi bir mücadele vermiş, hatta isabetli atışlarla İngiliz gemilerine zarar vermiş olsa da geri çekilmelerini sağlayamamıştı. Uçak gemilerinin işin içine girmesiyle Bismarck’ın hasar görmemesi kaçınılmaz oldu. 25 Mayıs’ta izini kaybettirmeyi başaran Bismarck’ın yeri 26 Mayıs’ta yeniden tespit edildi ve üzerine bomba yağdırılmaya başlandı. Torpidolardan biri dümenin kilitlenmesine, yani geminin olduğu yerde dönmesine sebep olmuştu. 27 Mayıs sabahı Bismarck’ın üzerine ateş açıldı ve Bismarck’ın adeta batırılamaz olduğunu kanıtlayan bir saldırı gerçekleşti. "Batmaz" denilen gemi, en sonunda Alman komutanların geminin altındaki vanaları açması ve yerleştirdikleri patlayıcılar dolayısıyla alabora olmuştu.
Geminin batmasıyla kaçabilen mürettebatı kurtarması için İngiltere’nin gemisi olan HMS Dorsetshire görevlendirilmişti. Ancak İngiliz komutan, 110 kişi kurtarıldıktan sonra bölgenin mayınlanmış olma olasılığına karşı kurtarma emrini reddederek adeta Alman mürettebatını ölüme terk etmiştir. Almanlar tarafından kurtarılabilen sadece beş asker vardır. Harekattan sonra Bismarck’ın batışı ile ilgili birbirine zıt görüşler belirmiştir. Bunlardan biri gemiyi İngilizlerin avlamış olmasıyken, diğeri geminin düşmanın eline geçmemesi adına mürettebat tarafından bilerek batırıldığıdır. 1985’te Titanic enkazını bulan Robert Ballard’ın bir sonraki hedefi Bismarck olmuştur. Çalışmalar bir yıla yakın sürmüş ve 1989 yazında Bismarck’ın enkazı bulunmuştur. Ballard, enkazın İngilizlerin atışlarına karşın oldukça iyi bir durumda olduğunu ve gövdenin büyük bir kısmının hâlâ bütünlüğünü koruduğunu belirtmiştir. Alman Devleti ise bu keşifin ardından Bismarck enkazının, gemide can veren askerlerin mezarı olduğunu, bu sebeple batığa düzenlenecek herhangi bir dalışın izin gerektirdiğini açıklamıştır. Yine de günümüzde hala bazı araştırmacılar İngilizlerin hasarı olmasa geminin limana dönebileceğini, yani bunun aslında bir İngiliz zaferi olduğunu savunuyor.
Bismarck tarihe adını yazdırmakla kalmamış, sanat ve edebiyat dünyasında da namını duyurmayı başarmıştır. Batışından on sekiz yıl sonra, 1959’da C.S. Forester tarafından yazılan “Bismarck’ın Son Dokuz Günü” kitabı, ertesi yıl “Bismarck’ı Batırın!” ismiyle beyazperdeye yansımıştır. Aynı sene Johnny Horton’dan “Sink the Bismarck” adlı şarkıyı duymak da mümkündür.
Kaynakça




Yorumlar