top of page

F-16’NIN GEÇMİŞİ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİ

Giriş

General Dynamics (sonradan Lockheed Martin) F-16 Fighting Falcon ya da ekiplerin ona verdiği isimle Viper; ilk planlı uçuşunu 2 Şubat 1974’te yapmış olan tek motorlu, çok amaçlı (multirole) ve 4. nesil bir savaş uçağıdır. General Electric F110 motoru tarafından güç verilen F-16, tam motor gücünde 2.05 Mach hıza çıkabilmekte ve 9g’ye varan ivmelere dayanabilmektedir. 11 yükleme istasyonunda yakıtla beraber azami 19.200 kg ile kalkış yapabilmekte, silah yükü taşımaz iken maksimum 3.920 km menzile ulaşabilmektedir. Bu yazıda F-16’nın uçak mühendisliğinde ve tasarımında devrim yaratan geçmişi, uluslararası dengelere yön veren bugünü ve bu mühendislik harikasının yarınından bahsedeceğiz.




F-16’nın Geçmişi

Havacılığın tarihi ve kuralları kanla yazılmıştır. Bu kanın dökülmesinin yegane sebeplerinden biri de hatalardır. Tasarımcıların ve mühendislerin yaptıkları bu doktrinsel ve tasarımsal hatalar askeri havacılığın giderek daha güvenli ve daha teknolojik olmasını sağlamış, hatalarından ders çıkaran mühendislerin de daha deneysel uçaklar tasarlamasına vesile olmuştur.




F-16’nın doğuşuna kaynaklık eden hata ise F-4’tür. Vietnam Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri ve Amerikan Donanmasında hizmet veren F-4; zamanın çok ötesinde aviyonikleri ve döneminin havadan havaya füze teknolojilerinin en ilerisi olan yarı-aktif radar güdümlü AIM-7 Sparrow ile ısı güdümlü AIM-9 Sidewinder füzelerini atabilme kabiliyetleri ile Vietnam Hava Savaşları için net favoriydi. Tasarımcıları, F-4’ün uzaktan angajman yeteneklerine o kadar güveniyordu ki uçağın ilk versiyonlarında entegre bir gatling topu dahi yoktu. Uçağın kıvrak hareketleri ve manevra kabiliyeti ise oldukça azdı. Ancak sonradan anlaşılacağı üzere bunlar çok büyük yanlışlardı çünkü hava savaşları sırasında F-4 ile karşı karşıya gelen MiG-17’ler ve MiG-21’ler F-4’lere deyim yerindeyse kök söktürdü. Yılan kadar kıvrak hareket kabiliyetleri ve Vietnamlı pilotların it dalaşı eğitimi dahi almamış tecrübesiz F-4 pilotlarına olan üstünlüğü Amerikan komuta kademesinde büyük bir şaşkınlığa sebep oldu. Sonradan yapılan 20 mm silah podu ve F-4E modernizasyonlarına rağmen F-4, Vietnam’da başarısız oldu ve kendinden beklenen verimi veremedi.

F-4’ün başarısızlığı ise Hava Kuvvetleri ve Pentagon’da büyük yankı uyandırdı. Ancak hatalarından ders almayı reddeden Pentagon, uçağın probleminin radarının yetersizliği ve motorunun yeterince hızlı olmadığını düşündüğü için daha ağır F-15’in doğumuna sebep olan “Experimental Fighter” programını başlattı. Uçağın başarısızlığının bu nedenler kaynaklı olmadığını farkında olan eski pilot ve “Enerji-Manevra Kabiliyeti Teorisi”nin fikir babalarından Albay John Boyd ve kendi gibi düşünen analistler, matematikçiler ve mühendislerden oluşan bir ekip; seslerini daha gür çıkarmak adına “Fighter Mafia” adında bir örgütlenmeye gittiler. Fighter Mafia, F-4’ün asıl probleminin kıvrak MiG’lerle boy ölçüşemeyecek kadar hantal olduğunu biliyordu ve F-15 ile bu hatanın tekrarlanmasının yanlış olduğunu çok kez söylediler. Ancak uzun bir süre boyunca yapabildikleri tek şey multirole olarak tasarlanacak F-15’in hava-hava maksatlı olarak revize edilmesi oldu. Fakat Boyd’un ve Fighter Mafia’nın çabaları tamamen boşa gitmemişti. Yoğun ısrarları ve mantıklı argümanları sayesinde Amerikan Hava Kuvvetleri, 6 Ocak 1972’de “Lightweight Fighter” yani “Hafif Avcı Uçağı” ihalesini başlattı. İhalenin isterleri hafif ve manevra kabiliyeti yüksek bir uçak üretimiydi. Firmalardan 3’ü elemelerde elendi ve Northrop Grumman’ın YF-17 ve General Dynamics’in YF-16 prototipleri finale kaldı. Kıyasıya geçen yüzlerce test sortisi sonunda ihaleyi General Dynamics’in YF-16’sının kazandığı açıklandı. YF-17 prototipi ise geçirdiği modifikasyonlar ile F/A-18 Hornet uçağına dönüştü.




YF-16 yani F-16 Fighting Falcon başarısını tasarlandığı ilkelere borçludur. Hafif, atik, itiş/ağırlık oranı ve manevra kabiliyeti yüksek F-16; bunu sağlamak için mümkün olduğunca aerodinamik ve drag(sürükleme) kuvvetlerini azaltacak şekilde tasarlanmış ve manevra kabiliyetini artırmak için bilerek dengesizleştirilmiştir. Bu dengesizliği ise uçağı sürekli takip eden ve aldığı verilerle uçağı hizada tutan, ilkel bir yapay zeka/uçuş bilgisayarı olan “fly-by-wire” yani elektrikli kontrol sistemi ile kontrol eder. Havacılık tarihinde ilk kez F-16’da kullanılan bu sistem, kendinden sonra tasarlanacak askeri ve sivil uçaklar için de devrim niteliğindedir.





F-16’nın Bugünü

F-16; hizmet verdiği 48 yıl boyunca sürekli olarak, blok blok güncellenerek ilk görev tanımı olan safkan avcılıktan kendisine verilen tüm görevleri layıkıyla yapan çok amaçlı bir uçağa dönüştü. İlk seri üretim F-16 Block 1, sadece 3 silahı kontrol edebilirken günümüzdeki F-16’lara 180’den fazla silaha entegredir. Aralık 2020 itibariyle 19.000.000 saatten fazla görev geçmişi, 400.000’den fazla sorti, 1000’den fazla geliştirme ve 139 versiyonu ile 29 ülkede 30 kullanıcıya hizmet veriyor. Günümüzde hizmette olan 3000’den fazla F-16, hâlâ yeni modelleri ile yeni kullanıcılarına hizmet vermeyi sürdürüyor. En yeni modeli olan F-16 Block 70 ile tanıtılan aktif faz dizinli APG-84 radarı (AESA) ve daha iyi aviyonik süiti ile donatılan F-16’lar, 2060’lara kadar hizmet verebilecektir.





F-16, günümüzde NATO üye ülkelerin ve dost ülkelerin yegane savaş uçağıdır. Uzak Doğuda özellikle Tayvan olmak üzere Endonezya ve Tayland gibi kilit ülkelere yapılan F-16 satışları ile Amerika; Çin gibi yeni düşmanlarının çevresinde de bir etki alanı yaratıyor. Halihazırda Baltık ülkeleri üzerindeki NATO Hava Polisliği Programı kapsamında yapılan önlemeler ile Romanya ve Türkiye’nin Karadeniz’deki F-16 uçuşlarının Rusya üzerindeki etkisi gösteriyor ki F-16, bir uçaktan daha fazlası olarak ulusal ve bölgesel olaylarda kilit rol oynayabilecek bir silah konumuna gelmiştir.





F-16’nın Geleceği

Blok 70 ve Blok 70+ yükseltmeleri ile kendini 4++ nesil uçaklar sınıfına sokmayı başaran F-16’nın, NATO’nun ana muharebe uçağı bayrağını F-35’e devretmesi gerekiyordu. Ancak F-35’in üstesinden gelemediği problemler, Joint Strike Force (JSF) Programı’nın önemli bir üyesi ve parça üreticisi olan Türkiye’nin programdan çıkarılması ile başlayan üretim parçası/yedek parça problemleri, F-35’in gelişmekte olan ülkeler için hala daha çok pahalı bir uçak olması gibi sebeplerden dolayı F-16 bu bayrağı F-35’e henüz devredemedi. Amerika’nın dahi F-16 filolarının tamamını en erken 2025’te emekli etmeyi planladığı düşünüldüğünde, F-16’nın uzun süreler boyunca hava sahalarının çelik kanatlı muhafızı olacağını öngörmek yanlış olmayacaktır.










Türkiye’nin savunması ve menfaatleri için durup dinlenmeden çalışan Hava Kuvvetleri mensuplarımıza ve F-16’ya sonsuz saygıyla.


Kaynakça

https://en.wikipedia.org/wiki/General_Dynamics_F-16_Fighting_Falcon

https://www.youtube.com/watch?v=UG4LPigOqG8

https://www.youtube.com/watch?v=jsxvOaE2hdY

https://www.youtube.com/watch?v=i-mmGnN6cpo

https://tr.wikipedia.org/wiki/General_Dynamics_F-16_Fighting_Falcon#/media/Dosya:F-16C_Fighting_Falcon_14_(5969241789).jpg

https://tr.wikipedia.org/wiki/Havadan_havaya_füze

https://en.wikipedia.org/wiki/Fly-by-wire

https://www.lockheedmartin.com/en-us/products/f-16.html


136 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page